14 Ağustos 2014 Perşembe


Nun. vel galemi ve ma yesturun.
Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına yemin olsun.

Nun.
Zünnun.
Yehmut.

Nun'un sırtında olmak,
tüm yeryüzü olarak..

Su üzerinde Nun'un yaratılması,
yeryüzünün onu örtmesi..

Evtad.
Arzın çivileri.

Dağların yukarıdan bakmaya -böbürlenmeye- ,
hakkı vardır.

Hut-i A'zam

Devat

Şefretüs Seyf

Yazdıklarımı bir tek ben anlayacağım bir de işin uzmanı alimler...
Tek bahsim Nun oysa,
Her şey.
Şu an kullandığım klavye mesela.
Nun.
Küçük çocukların çenelerinde ki çukur.
Nun.
Bi'kılıç.
Nun.
Bi'balık.
Nun.
Divit.
Nun. Nun. Nun.
İnsan yaratılışına telaffuzundaki iniltiyle uyum katan.
Zünnun.
Balık sahibi.

Hut

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Hayatı anlamak zor mu? dedi kadın.
İçinden demişti o gün.
O taş duvarın hemen altın da.
Kimsecikler duymamıştı.
Kendi bile duymamıştı sersemliğinden.
Hiçbir şey olacağı yoktu.
İnancı da yoktu.
Sonra, işte sonra;
Bi'gök şiddetini yere sermişti.
Yağmur demek bile noksan kalırdı tüm sözcüklerin telaffuzuna...
Daha kutsi bi'şey çalınıyordu gökten toprağa
Ortalıkta hiç bulut yok.
Gören yok o mavide ki beyaz kümeleri
Sözün bittiği yerde.
Gök sermişti hünerini.. 
Bulutları görmez oldum artık, merhabalaşmıyoruz.
Her bakışım, bi'göz yanmam olmuyor artık.
Bakmadığımdan..
Bakamadığımdan...
İçime bakarlığımdan,
Dışıma, dışarıma bakarkörlüğümden.
Bi'iç yanmasına karşılık vermemden.
Kendi içime, nefsime..
Uyarlılığımdan...
Uyumsuzluğumdan.
İç tezatlığıma şifa arıyorum,
Yok, yok, yok!
Derinden gelen bi'üf sesi.
Nefesimi dışarıya verişim.
Özgürlüğe giden adımlarım.
Yok, yok..
Kaybediyorum
Kaybolup gidiyorum
Bi'bilinmezliğin içine
Girdaba düşmüş gibi
Sürükleniyorum.
Nefesimi uzun süre tutabiliyorum.
Derinliği 1.40 olan bi'havuzda
O zaman korkmuyorum işte sudan
Beni havaya kaldırışı
Tüm yüklerim aşağıda, su da kaldı sanki;
Sanki sonsuza değin tutabilirmişim gibi nefesimi
Suyun dibi berrak -gözlerim kapalı ama- görüyorum maviyi
Ferah.
Uzun zaman boyunca ilk defa dertsiz ve tasasız hissettim kendimi
Saunaya girdim 7 dakika dayandım
Sonra nefes alamadım.
Ciğerlerim çıkmadan ben çıkıp gittim.
Mentol aromalı saunadan.
Gülümsedim yaklaşık dört saat sürdü.
Sonra yine asıldı tüm yüzüm
Vücudum
Kalmadım
Huzurda fazla barınamadım
Huzursuzluk en ince yerlerime nüfuz etmiş
Engelleyemedim
Bazen bırak diyorum kendime
Pes de!
Yavaş yavaş isminin unutulmasını seyr eyle.
Sonra Kafka geliyor aklıma
Sonun onun sonu gibi olacak
Stres beline, ciğerlerine nüksedicek.
Ama diyorum
Kafkavari bi'yaşam tarzı seni mi bulacak?
Gülümsüyorum.
Böcekleri seviyorum.
Böcekleri hep sevdim.
Örümceklerden korka korka, böcekleri sevdim.
En çok onlara benzediğimi farkettim.
Kafka'dan önce.
Zaten ben bir kevok'um
Böcek olsam kevok olamazdım.
Telaffuzunda ki naifliği, boynundaki yeşil ışıltıdan daha çok sevdim.
Kevoklar hep uçsun.
Onlara en çok uçmak yakışır.


Nicedir düşündüğüm şu zamanlarda ‘insanlara neden uzak olduğum’ sorusunun cevabını bulmaya çalışıyorum. Bulabilir miyim bilmiyorum. Kafam geçmişe götürüyor beni; daha çok küçüğüm, okula başlamamışım. Abim de ilkokul 5. sınıfa gidiyor.Benim için öyle olmasada çok yakışıklı ve popüler bir çocuk.  Bir gün okula götüreceği tutuyor beni. (Okuldan nefret etme sebeplerime bu anıyı da dahil edebilirim.) Kucağına alıp götürüyor beni okuluna. sonra bir anda herkesi başımda buluyorum. daha çok kızları tabi, mıncıklamaya başlıyorlar beni, sözde seviyorlar ama ben hiç öyle hissetmiyorum. ‘Ayy çok şeker, ay çok tatlı’ diye cıyırdaşmaları hala kulaklarımda.. nefret ediyorum. psikolojikmen çökerttiler beni o çocuk yaşımda. sonra insanları neden sevmiyorsun diyorlar. sevilecek bi tarafları varsa siz söyleyin. neyse aradan yıllar sonra ilk okul 5. sınıftayken sınıfta yakışıklı bi çocuk kardeşini getirmişti okula. çok tatlıydı. ama sevmedim, dokunmadım, konuşmadım bile. bu anı gelmişti hemen aklıma. sırf benim gibi olmasın diye sevmelerine bile izin vermedim o çocuğu.. herkes bir değil farkındayım. ben sevmelerin ve kalabalıkların insanı değilim. içimin kalabalıklığıyla baş edemezken, dışarıdaki kalabalıklarla nasıl baş edeyim?

10 Ağustos 2014 Pazar

Boynum bükük.
İnsanları anlayamamaktan..
Her seferinde şaşıp kalıyorum.
İnsan olmaktan utanıyorum,
İnsan olamayan insanlardan ötürü.
Ne olacak bu gidişatın sonu?

9 Ağustos 2014 Cumartesi


''Yorum yok!''
Bugün sabaha kadar yazmak istiyorum.
İçimde ne varsa
Yazamadığım ne varsa
Her anının acısını çıkarta çıkarta
Yazmak istiyorum
Gökyüzüne mektup yazmak
Her anımın aklımda kalmasını
İstemek gibi istiyorum
Kalbim fazlasıyla mahzun ve kırık
Düşlerim gibi
Hayallerim gibi
Her şeyi ertelediğim gibi
Kalmıyor hiçbir şey
Başımdaki ağrıdan başka
Üzerine bir gök taşı düşmüşcesine
Za'yi, hasarlı..
Düşünmek bile çok tehlikeli .
Derken geçiyorum
Mutluluk yaftalarına
Bugünlerde anneme çokça 'Kadın' demeye başladım.
Sonrası malum 'Kaba' olmakla ithaf edildim
Oysa duysanız sesimi
Sesimdeki naifliği
İsterdiniz sizde size Kadın dememi :)
Bir gün bir şiir bırakacağım buraya
Kendi sesimden
Hep böyle diyorum
Vaadlerde bulunuyorum
Annem 'senden çok iyi politikacı olur, laf var icraat yok' diyor.
Politikacıların ne olduklarını, ne işe yaradıklarını da ilk defa bu cümleyle öğrenmiş oluyorum tabi.
Kimbilir belki ilerde bende politikacı olurum.
İlahiyatçı vasfımın yanına ne de güzel yakışır, yaraşır..
Ben her şeyden önce bir şey olmak istemiyorum ama
Kalayım böyle.
Dua yerine geçmesin bu söylediğim sakın ha.
İstemem yerinde saymak gibi olmak
Olmaz.
Okulum bitsin.
Üzerime güzel dualar işlensin.
Belki Sevgili Mutlu Son şiirini bırakırım buraya
Zamanı geldiğinde
Rus Ruleti oynayıp,
Hile yapmasına izin veririm.
Tek tek yaşantımı anlattırırım.
Kimbilir yaşayacaklarımı...
Şimdilik bu kadar bırakıyorum buraya.
Sonra daha çok yazarım.
Belki;
...
Hiç belli olmaz..