13 Ağustos 2014 Çarşamba

Bulutları görmez oldum artık, merhabalaşmıyoruz.
Her bakışım, bi'göz yanmam olmuyor artık.
Bakmadığımdan..
Bakamadığımdan...
İçime bakarlığımdan,
Dışıma, dışarıma bakarkörlüğümden.
Bi'iç yanmasına karşılık vermemden.
Kendi içime, nefsime..
Uyarlılığımdan...
Uyumsuzluğumdan.
İç tezatlığıma şifa arıyorum,
Yok, yok, yok!
Derinden gelen bi'üf sesi.
Nefesimi dışarıya verişim.
Özgürlüğe giden adımlarım.
Yok, yok..
Kaybediyorum
Kaybolup gidiyorum
Bi'bilinmezliğin içine
Girdaba düşmüş gibi
Sürükleniyorum.
Nefesimi uzun süre tutabiliyorum.
Derinliği 1.40 olan bi'havuzda
O zaman korkmuyorum işte sudan
Beni havaya kaldırışı
Tüm yüklerim aşağıda, su da kaldı sanki;
Sanki sonsuza değin tutabilirmişim gibi nefesimi
Suyun dibi berrak -gözlerim kapalı ama- görüyorum maviyi
Ferah.
Uzun zaman boyunca ilk defa dertsiz ve tasasız hissettim kendimi
Saunaya girdim 7 dakika dayandım
Sonra nefes alamadım.
Ciğerlerim çıkmadan ben çıkıp gittim.
Mentol aromalı saunadan.
Gülümsedim yaklaşık dört saat sürdü.
Sonra yine asıldı tüm yüzüm
Vücudum
Kalmadım
Huzurda fazla barınamadım
Huzursuzluk en ince yerlerime nüfuz etmiş
Engelleyemedim
Bazen bırak diyorum kendime
Pes de!
Yavaş yavaş isminin unutulmasını seyr eyle.
Sonra Kafka geliyor aklıma
Sonun onun sonu gibi olacak
Stres beline, ciğerlerine nüksedicek.
Ama diyorum
Kafkavari bi'yaşam tarzı seni mi bulacak?
Gülümsüyorum.
Böcekleri seviyorum.
Böcekleri hep sevdim.
Örümceklerden korka korka, böcekleri sevdim.
En çok onlara benzediğimi farkettim.
Kafka'dan önce.
Zaten ben bir kevok'um
Böcek olsam kevok olamazdım.
Telaffuzunda ki naifliği, boynundaki yeşil ışıltıdan daha çok sevdim.
Kevoklar hep uçsun.
Onlara en çok uçmak yakışır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder