9 Ağustos 2014 Cumartesi

Yazmayalı ne uzun zaman olmuş,
Böyle bir blogum olduğunu bile unutmuşum...
Hayat çok zor.
Çoğu zaman;
Dokuz yaşına bir türlü giremeyen ve
'Sekiz yaşındaysanız hayat çok zor' diyen Cedric gibi hissediyorum kendimi
On sekiz yaşımdayım oysa
Yolun yarısına varamayan en yaşlı halimle
Bekliyorum,
Tüm kederler üzerime çekilirken
Ben yine bekliyorum..
Üniversiteyi kazanmak geçen senem için en büyük hayalimdi oysa
Gelgelelim ki kazandım.
Birçok pişmanlıkları üzerime çeke çeke.
Liseye ilk başladığım gün gibi hissediyorum kendimi.
Bomboş...
Tabula rasa gibi değil.
Bir hiç'miş gibi,
Arapçada ''Laşey'en''
İngilizcede ''Nobody''
Türkçe ''Hiçkimse''
Varlığın en orta yerinde
Hiçliğin en dibinde.
Bazen sadece;
Gülümseyip susuyorum.
Yapacak bir şey bulamıyorum çünkü.
Hiçbirşeylik en ince yerlerime nufuz etmiş belli ki
Gövdeme yapışmış.
Ayıklamak namümkün.
'Çare Yıldız Tilbe' nüktesine gidiyor aklım
Gülümsüyorum çünkü
Elimden 'ellerimden' bir şey gelmiyor.
Bazen bir fırıncı olmak istiyorum
Sabah akşam taze ekmek kokuları
Burnumu sarışı
İçimi ısıtışı
İşte sırf bu yüzden bi'fırıncı olmak istiyorum.
Sonra yine üniversite geliyor aklıma
İlahiyat okuduğum.
Asla fırıncı olamayacağım.
Din satmak dururken fırıncılık da neymiş diyorum.
Allah beni ıslah etsin.
Amin.
Akıl da versin.
Buna da amin.
İstecib ya Rabbi.
Allah yolundan şaşırtmasın 'hiç' bir kulunu.
Bak burda da hiç var.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder